Yaz aylarında milyonlarca kişi tatil için otel, pansiyon ve günlük kiralık evleri tercih ederken, son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada art arda ortaya çıkan gizli kamera skandalları mahremiyet endişelerini de beraberinde getiriyor. Güney Kore’de binlerce kişinin görüntülerinin gizlice kaydedilip canlı yayınlanması, ABD’de otel çalışanının yüzlerce odaya gizli kamera yerleştirdiği iddiası ve Türkiye’de otel, masaj salonu ile günübirlik evlere yönelik operasyonlarda yüzlerce gizli kameranın ele geçirilmesi, konunun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Peki, bir otel odasında gizli kamera bulunursa nasıl hareket edilmeli? Deliller nasıl korunmalı? Otelin hukuki sorumluluğu nedir? Avukat Rümeysa Özkan, Türkinform’a yaptığı değerlendirmede tatilcilerin haklarını ve izlenmesi gereken hukuki süreci anlattı.
“KAMERAYA DOKUNMAYIN, DELİLLERİ KORUYUN”
Gizli kamera tespit edildiğinde en sık yapılan hatanın cihaza müdahale etmek olduğunu belirten Avukat Rümeysa Özkan, bunun soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyebileceğini söyledi.
Özkan, “İlk refleks kamerayı sökmek ya da bulunduğu yerden kaldırmak olabiliyor. Ancak bu son derece yanlış bir davranıştır. Kamera üzerinde oluşabilecek parmak izleri, DNA örnekleri veya teknik incelemeye konu olabilecek deliller zarar görebilir. Ayrıca cihaz uzaktan erişimle çalışıyorsa yapılacak müdahale kayıtların silinmesine de neden olabilir. Bu nedenle gizli kameraya kesinlikle dokunulmamalıdır.” dedi.
“OTEL YÖNETİMİNE HEMEN HABER VERMEK HER ZAMAN DOĞRU OLMAYABİLİR”
Olayın ilk anda otel yönetimine bildirilmesinin bazı durumlarda deliller açısından risk oluşturabileceğini ifade eden Özkan, şu değerlendirmede bulundu:
“Eğer olayda otel çalışanlarının ihmali veya dahli söz konusuysa yönetimin erken bilgilendirilmesi delillerin ortadan kaldırılmasına yol açabilir. Bu nedenle öncelikle mevcut durum fotoğraf ve video ile belgelenmeli, ardından kolluk kuvvetleri ve Cumhuriyet Savcılığı bilgilendirilmelidir.”
“DELİLLER MUTLAKA BELGELENMELİ”
Soruşturmanın sağlıklı ilerleyebilmesi için delillerin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Özkan, “Kameranın bulunduğu yer değiştirilmeden farklı açılardan fotoğraflanmalı ve mümkünse video kaydı alınmalıdır. Kameranın yerleştirildiği alan, modeli ve bağlantıları gibi teknik ayrıntılar da kayıt altına alınmalıdır. Bu belgeler hem ceza soruşturmasında hem de açılabilecek tazminat davalarında önemli delil niteliği taşıyacaktır.” diye konuştu.
“SAVCILIK VE POLİS DERHAL DEVREYE GİRMELİ”
Gizli kamera olaylarının yalnızca özel hayatın ihlali değil aynı zamanda ceza hukuku açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Özkan, “Vakaya ilişkin gecikmeden kolluk kuvvetlerine veya Cumhuriyet Savcılığına başvurulmalıdır. Delillerin korunması, kamera kayıtlarının ele geçirilmesi ve sorumluların tespiti açısından hızlı hareket edilmesi büyük önem taşır. Gerektiğinde el koyma, gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirleri uygulanabilir.” ifadelerini kullandı.
“MANEVİ TAZMİNAT HAKKI DOĞABİLİR”
Gizli kamera vakalarında yalnızca ceza soruşturmasının değil, tazminat sürecinin de gündeme gelebileceğini belirten Özkan, otellerin güvenli konaklama hizmeti sunma yükümlülüğüne dikkat çekti.
“Konaklama işletmeleri misafirlerinin mahremiyetini ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Kamera yerleştiren kişiler doğrudan cezai sorumluluk taşırken, otelin gerekli güvenlik önlemlerini almamış olması halinde işletmeye karşı da maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Bu sorumluluk hem Türk Borçlar Kanunu hem de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında değerlendirilebilir.” dedi.
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ENDİŞE VEREN ÖRNEKLER
Gizli kamera vakaları yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da önemli sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. 2019 yılında Güney Kore’de 30 farklı otelde 1.500’den fazla müşterinin görüntülerinin gizlice kaydedilip canlı yayınlandığı ortaya çıktı. Aynı yıl Avustralya’nın Sidney kentindeki bir pansiyonda gizli kamera bulunması üzerine bir turist hakkında soruşturma başlatıldı.
Türkiye’de ise otel, masaj salonu ve günübirlik kiralanan evlerde gizli kamera kullanıldığı iddiaları üzerine düzenlenen operasyonlarda 600’ün üzerinde gizli kamera ele geçirildi. 2023 yılında ise ABD’nin Teksas eyaletindeki bir otelde çalışan bir kişinin odalara gizli kamera yerleştirerek yaklaşık 2 bin müşteriyi kayda aldığı iddiası uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
“MAHREMİYETİNİZİ KORUMAK İÇİN HUKUKİ SÜRECİ DOĞRU YÖNETİN”
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kayıt cihazlarının küçüldüğünü ve tespit edilmesinin zorlaştığını belirten Avukat Rümeysa Özkan, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:
“Bugün gizli kamera vakaları yalnızca bireysel mahremiyeti değil, temel kişilik haklarını da tehdit ediyor. Böyle bir durumla karşılaşan vatandaşların paniğe kapılmadan delilleri koruması, yetkili mercilere başvurması ve hukuki haklarını zaman kaybetmeden kullanması hem soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi hem de mağduriyetin giderilmesi açısından büyük önem taşıyor.”
