Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İran’ın atom bombasına giden gizli rotasına ilişkin uyarılar

İran’ın uranyum zenginleştirme programını sınırlandırmaya yönelik diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir dönemde, nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları uluslararası denetimden kaçabilecek stratejik bir açık konusunda alarm veriyor.

İran’ın uranyum zenginleştirme programını sınırlandırmaya yönelik diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir

ABD yönetimi savaşı sona erdirecek olası bir anlaşmayı şekillendirmeye yaklaşırken, uzmanlar hazırlanacak anlaşmanın İran’ın plütonyum temelli tesislerinden nükleer silah üretmesinin önünü açık ve kesin biçimde kapatması gerektiğini vurguluyor.

Fox News’in haberine göre endişenin temelinde, müzakerelerin uranyum programına odaklanmasının İran’a, nükleer reaktörlerinden çıkan kullanılmış yakıtı silah yapımına uygun nükleer materyale dönüştürmek için fırsat sağlayabileceği düşüncesi yer alıyor.

200 bomba yapmaya yetecek stok

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Politikaları Eğitim Merkezi Başkanı ve Pentagon’un eski yayılmayı önleme politikaları yetkilisi Henry Sokolski, İran’ın Buşehr Reaktörü’nde kullanılan yakıttan elde edilen büyük miktarda plütonyuma halihazırda sahip olduğunu ve bunun 200’den fazla nükleer bomba üretmeye yeteceğini söylüyor.

Sokolski, mevcut denetim sisteminin ciddi zaman boşlukları içerdiğine dikkat çekiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin Buşehr’e son ziyaretinin 27 Ağustos 2025’te yapıldığını, düzenli denetim dönemlerinde bile ziyaretlerin yalnızca 90 günde bir gerçekleştiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre bu süre, kullanılmış yakıtın yönünün değiştirilmesi ve gizlice askeri amaçlarla yeniden işlenmesi için yeterli olabilir. Sokolski ayrıca Obama yönetimi döneminde Washington’ın, UAEA’nın talebine rağmen reaktörün neredeyse anlık izlenmesi konusunda ısrarcı olmadığını ve Tahran’ın bunu reddettiğini hatırlatıyor.

Arak ve Buşehr arasında İran ısrarı

Plütonyum kaynaklı riskin yalnızca Buşehr Reaktörü ile sınırlı olmadığı, aynı zamanda geçen yıl iki kez İsrail saldırılarına hedef olan Arak ağır su tesisini de kapsadığı belirtiliyor. Söz konusu tesis Haziran 2025 ve Mart 2026’da vurulmuştu.

“Nükleer İran’a Karşı Birleşik” (“UANI”) adlı kuruluşun politika direktörü Jason Brodsky, istihbarat bilgilerinin Tahran’ın tesis yıkıldıktan sonra bile yeniden inşa etmeye çalıştığını gösterdiğini ve bunun İran’ın nükleer silaha giden alternatif yolu koruma konusundaki ısrarını ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Brodsky, “İran’la yapılacak herhangi bir anlaşmanın plütonyum yoluyla nükleer silah üretimi meselesini mutlaka ele alması gerektiğine kesinlikle inanıyorum” diyor.

Sokolski ise İran tesislerinin bombalanmasına gerek kalmadan askeri ve istihbari denetim mekanizmalarının kullanılmasını öneriyor. Pentagon’un Buşehr’den kullanılmış yakıt çıkarılmadığını doğrulamak amacıyla, 2012’de olduğu gibi uydu sistemleri ve insansız hava araçlarıyla denetim yapmasını tavsiye ediyor.

Ayrıca Trump yönetiminin Tahran’la yapacağı herhangi bir barış anlaşmasının, Buşehr Reaktörü ve kullanılmış yakıt havuzlarının UAEA’nın uranyum faaliyetlerinde uyguladığına benzer şekilde neredeyse anlık denetimini zorunlu kılması gerektiğini savunuyor.

Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü Başkanı, fizikçi ve eski silah denetçisi David Albright ise İran’ın Buşehr plütonyumunu silah üretiminde kullanabileceği senaryosuna şüpheyle yaklaşıyor.

Albright’a göre bunun önünde üç temel engel bulunuyor. İlk olarak İran’ın henüz geliştirmediği plütonyum tabanlı bir nükleer silah tasarımına ihtiyaç duyuluyor. İran’ın nükleer arşivinde bu yönde bir çalışmaya dair işaret bulunmuyor.

İkinci olarak, kullanılmış yakıtın açık biçimde yön değiştirmesi halinde Rusya’nın zenginleştirilmiş uranyum sevkiyatını derhal durduracağı ve bunun da milyarlarca dolarlık enerji yatırımını çökerteceği belirtiliyor.

Üçüncü olarak ise Buşehr’den çıkan plütonyumun büyük kısmının reaktör sınıfında olduğu ve silah üretimi için ideal türden olmadığı ifade ediliyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı’nın yayılmayı önleme programı başkan yardımcısı Andrea Stricker da teknik açıdan bu yolun zorluğuna dikkat çekiyor. İran’ın 2000’li yılların başından bu yana plütonyum güzergâhına odaklanmadığını belirten Stricker, bu nedenle Tahran’ın yasa dışı yollarla tam teşekküllü bir plütonyum yeniden işleme tesisi ve gelişmiş yakıt dönüştürme ekipmanları edinmesi gerektiğini söylüyor.

Stricker, “Bütün bunlar, plütonyumun nükleer silah yakıtı olarak kullanılmasının önünde ciddi engeller oluşturuyor” diyor.

Ancak teknik zorluklara rağmen uzmanlar, bu yolun gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmada tamamen kapatılması gerektiği konusunda görüş birliği içinde.

Stricker, “ABD, İran’da plütonyumun yeniden işlenmesine yönelik kalıcı ve belgelenmiş bir yasağın herhangi bir anlaşmanın parçası olmasında ısrar etmelidir” ifadelerini kullanıyor.

Dikkat çekici bir şekilde Rusya’nın da bu riski fark ettiğini belirten Stricker, Moskova’nın Haziran 2025 saldırılarının ardından UAEA müfettişlerinin yeniden Buşehr’e dönmesinde ısrarcı olduğunu ve bunun geçen ağustos ayında gerçekleştiğini aktarıyor.

Uzmanlar, uygulanabilir bazı adımlar da öneriyor. Bunlar arasında denetimlerin aylık hale getirilmesi, Rusya’nın tesiste biriken kullanılmış yakıtı dışarı çıkarması ve İran’ın plütonyum üretim altyapısının sıkı ve neredeyse anlık denetime tabi tutulması bulunuyor.

ABD’nin yaklaşımı ise Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün Fox News’e yaptığı açıklamayla özetleniyor:

“İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tam iş birliği yapmadığı için Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmektedir. İran yönetimi, nükleer meseleyi kalıcı şekilde çözmek için ABD ile ciddi diplomatik müzakerelere girmelidir.”

Yemek Tarifleri deneme bonusu casino siteleri deneme bonusu veren siteler