Avrupa ekonomisinden gelen son makroekonomik veriler, finans piyasalarındaki kararsızlığı artırıyor. Euro Bölgesi genelinde tedarik zinciri maliyetleri ve jeopolitik risklerin etkisiyle nisan ayında yıllık enflasyon oranı %3 seviyesine yükseldi. Buna karşın, mayıs ayı sonu itibarıyla uzun vadeli enflasyon beklentilerini ölçen 10 yıllık başabaş enflasyon oranının sert bir düşüşle %0,38’e gerilemesi piyasalarda yön arayışına neden oluyor. Üye ülkelerden gelen bu farklı sinyaller, devlet tahvili piyasalarındaki yatırımcıların agresif pozisyon almasını engelliyor. Yaşanan bu tablo sonucunda, Euro Bölgesi’nin borçlanma maliyetlerini gösteren gösterge tahvil getirileri haftayı sakin ve yatay bir seyirle tamamlıyor.
Almanya, Fransa ve İtalya’da ‘bekle-gör’ dönemi
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası adımlarını doğrudan etkileyen tüketici fiyat endekslerindeki volatilite, bono ve tahvil piyasasında durgunluğa yol açıyor. Euro Bölgesi’nin lokomotif ekonomisi Almanya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi nisan ayındaki %2,91 seviyelerindeki seyrinin ardından mayıs ayı sonunda dar bir bantta hareket ediyor. Benzer şekilde Fransa ve İtalya gibi bölgenin diğer büyük ekonomilerinde de borçlanma faizleri, nisan ayında ulaştıkları seviyeleri koruyarak yatay eksene geçiyor.
Bir tarafta manşet enflasyonun %3 ile hedefin üzerinde kalması, diğer tarafta ise uzun vadeli fiyat beklentilerindeki zayıflama piyasada bir denge yaratıyor. Yatırımcıların yön belirlemek için Euro’nun geleceğini şekillendirecek yeni verileri ve ECB yetkililerinin yapacağı açıklamaları beklediği gözlemleniyor.
ECB üzerindeki faiz baskısı sürüyor
Açıklanan karışık veriler, haziran ayında yapılacak olan para politikası toplantısı öncesinde ECB’nin elini zorlaştırıyor. Bölge genelinde hizmet sektörü duyarlılığının toparlanma eğilimi göstermesi ve nisan ayı tutanaklarında bazı yetkililerin faiz artışı ihtimaline açık kapı bırakması, sıkı para politikasının bir süre daha masada kalabileceğine işaret ediyor.
Buna karşılık, küresel enerji fiyatlarındaki belirsizlikler ve Orta Doğu kaynaklı risklerin makroekonomik büyüme tahminlerini baskılaması, merkez bankasının hareket alanını daraltıyor. Finansal piyasalar, Euro Bölgesi’nde fiyat istikrarı tam olarak sağlanana kadar tahvil getirilerindeki bu dalgalı ve kararsız görünümün korunacağını öngörüyor.
