Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Meclis kürsüsünden sert ‘çerçeve yasa’ çıkışı! “Meclis’i çiğnetmeyeceğiz, yasanın hesabını soracağız!”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında gündeme gelen “çerçeve yasa” hazırlıklarına sert tepki gösterdi. Meclis kürsüsünden konuşan Dervişoğlu, “Meclisi bir cani istiyor diye çiğnetmeyeceğiz. Sonuna kadar direneceğiz. Yasanın hesabını Genel Kurul’da da meydanlarda da soracağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

“KORUMA KAPASİTESİNİN, VEFA BORCUNUN, MECLİS EGEMENLİĞİNİN ÇÖKÜŞÜDÜR”

Dervişoğlu, bu hafta Meclis’in gündeminde birbirinden ayrıymış gibi görünen üç meselenin bulunduğunu kaydederek, çocukların suça ilişkin, haklarını arayan gazilere düzenleme ve teröristler için hazırlanan adına “çerçeve yasa” denilen teklifin olduğunu ifade etti. İYİ Parti Lideri, bunların birbirinden kopuk üç dosya olmadığını, aynı yönetim anlayışının üç ayrı sonucu olduğunu aktardı. Dervişoğlu, birinin toplumun kendi evlatlarını yetiştirme ve koruma kapasitesinin çöküşü, diğerinin millet olma ahdinin ve devletin vefa borcunun çöküşü, sonuncusunun ise Meclis egemenliğinin çöküşü olduğunu söyledi.

“DEVLETİM DİYE AHKAM KESEN ÇOKTUR, AMA DEVLET GÖREVİNİ SARAYIN TENSİBİ DIŞINDA YERİNE GETİREN İSE YOKTUR”

İYİ Parti Lideri, “Bu sebepledir ki 25 yaşını kutlayan iktidar, bunca yıldır Evlatlarının asıl sorunlarına dönüp bakmamış, Sokakları çetelere terk edebilmiş, Gazisini dahi park köşelerinde eyleme mecbur bırakmıştır. Asıl sorun, devletin önceliklerinin tersine çevrilmesidir. Aksi olsaydı, 10 sene boyunca toplumu kutuplaştırıp terörize etmezlerdi. 25 sene boyunca adını bile anmadıkları Uğur Mumcu’yu, 17 yıllık Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını şimdi hatırlamazlar, Sinan Ateş cinayetini ise çoktan çözerlerdi. Böyle daha yüzlerce olay göstermektedir ki, devletim diye ahkam kesen çoktur, ama devlet görevini sarayın tensibi dışında yerine getiren ise yoktur” dedi.

ÇERÇEVE YASA TEPKİSİ

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında çıkartılması beklenen ‘çerçeve yasaya’ ilişkin tepkilerini de dile getiren Dervişoğlu, şunları söyledi:

“Terörsüz Türkiye nakaratı başlıyor. Amaç nedir diyoruz, “Sorun ve süreç artık hukuk zeminine taşınıyor” diyorlar. Soruyorum, Hukuk zeminine taşınan kimdir? Terörist başı mı? Kandil’in terör ağaları mı? Yurtdışındaki narko-terör odakları mı? Yoksa 8000 militan mı? Peki hangi hukuk zeminine taşınacaktır bunlar? Siyasi partilerin butlan davalarıyla terbiye edildiği; Anayasa’nın da, Anayasa Mahkemesinin de paspas edildiği zemine mi? Bugün tartıştığımız şey de bu sebeple bir kanun teklifi değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik yetkisinin kim tarafından ve kim adına kullanıldığını, iktidarın devlet organlarını, kurumlarını, yasalarını, ayrıcalıklarını ne adına, nerede işlettiğidir.

“BU HAFTA DAHA VAHİM BİR MANZARAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Geçen hafta bu kürsüden sorduk: Milletvekillerinin bilmediği bir metni, İmralı nasıl bilmektedir? Cevap veremediler. Bu hafta daha vahim bir manzarayla karşı karşıyayız. Önlerine bir kâğıt konuyor. Neyin altına imza attıklarını bile bilmiyorlar. Ama şu gün şu saate kadar gidip tıpış tıpış imzalıyorlar. Sonra da kendilerine milletin vekili diyorlar. Millet iradesini size emanet etti. O emanet namustur. Siz, nasıl olur da o kutlu emaneti gidip başkalarına kiraya verirsiniz? Neyi imzaladığını bilmiyor, birisi istedi diye gözü kapalı imza atıyorsun. Bu nasıl bir teslimiyettir? Sizi nasıl rehin aldılar? Akıl bunun neresinde, ahlak bunun neresinde, vicdan bunun neresindedir?

“MECLİSİ, BİR CANİ İSTİYOR DİYE ÇİĞNETMEYECEĞİZ. SONUNA KADAR DA DİRENECEĞİZ”

Bir milletvekilinin imzası, şahsi onayı değildir. Oy istediği, vaatler, sözler verdiği oyların tecellisidir. Siz, Milletin size emanet ettiği iradeyi de başkasına teslim ediyorsunuz. Peki kime ediyorsunuz? Erdoğan’a mı? Hayır, ona bile değil! İmralı’ya teslim ediyorsunuz, İmralı’ya! Dahası da var. İktidarın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekillerine görmedikleri bir yasayı imzalatmalarının, neye mal olduğunuzun farkında mısınız? Millet iradesinin tecelligahının hükümsüzlüğü üzerinde tepiniyorlar. Burada bile, Meclisin ruhuyla, cismiyle, düsturuyla kavga veriyorlar. Bu kutlu çatı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait oluşunun mührüdür. Bu tezgahınızla, Anayasa’da yer bulan büyük bir toplumsal sözleşmeyi, aynı zamanda da milletin egemenliğini ayaklar altına alıyorsunuz. Burası Türk Milleti’nin meclisidir. Siz de onların vekilisiniz. İnsanlık tarihinde, kurtuluş savaşı vermiş tek meclisi, devlet kurmuş tek meclisi, bir cani istiyor diye çiğnetmeyeceğiz. Sonuna kadar da direneceğiz. Milletimizin iradesini son ana kadar size hatırlatacak, Kirli iş birliklerin karşısında duracağız.

O vekillere tekrar soruyorum: Siz neye hizmet ediyorsunuz? Neyin vebalini alıyorsunuz? Bu konuda da mı hınk deyicilik yapacaksınız? Hiç birinizin bir şüphesi, bir itirazı yok mudur? Bundan sonra olabileceklere dair bir endişeniz yok mudur? Görmüyor musunuz? Bugün Apoculuk, iktidarınızın makbul siyaset demetine eklenmektedir. Dün suç saydıklarınız, Bugün iktidarınızı koruyacak siyasi koalisyonun bir parçasına dönüşmektedir. Biz bunları söylerken, muhatabımız ne müebbetlik terör hükümlüsü, ne de onun ulaklarıdır. Ben, iktidar ve ortağı partilerin vekillerine sesleniyorum! Tüm tarihi ve yasal sorumluluk sizindir. Ailenize evlatlarına bırakmak istediğiniz miras bu mudur? Onların yüzüne nasıl bakacaksınız, Onlardan da mı utanmayacaksınız? Bu mudur sizin davanız?

Bize bu sürecin, silahların bırakılmasıyla ilgili olduğunu anlatıyorlar. Bize, filin hortumunu tarif edip duruyorlar. Biz ise kendilerine; “Ortada bir fil var” diyoruz. PKK yalnızca Türkiye sınırları içindeki silahlı unsurlardan ibaret değildir. Suriye’de, Irak’ta ve İran’da farklı isimlerle örgütlenmiş bölgesel bir tehdittir. İran kolu PJAK’ın silahlandığına, PKK mensuplarının, Süleymaniye üzerinden İran sahasına kaydırıldığına dair ciddi bilgiler geliyor. Bölgedeki örgütsel kapasite hareket hâlindeyken, yalnızca Türkiye’deki bir görüntüye bakarak, örgütün tasfiye edildiğini nasıl söyleyebilirsiniz? Türk devleti, bir örgütün bugün verdiği söze göre değil, yarın sahip olabileceği kapasiteye göre hareket eder. Devlet aklı, iktidarın seçim kazanmak için çalıştırdığı reklam ajansı değildir.

“YASANIN HESABINI GENEL KURUL’DA DA, MEYDANLARDA DA TEK TEK SORACAĞIZ!”

Genel Kurula getireceğiniz metnin her maddesini, milletin önünde konuşacağız. Kimi kapsadığını; neye yol açacağını; Hangi pazarlığın sonucunda hazırlandığını tek tek anlatacağız. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve ihanete Hayır diyeceğiz! Buna destek verenleri, tarihî ve şahsi sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakacak, millete şikayet edeceğiz! Ya ampullü rozet, ya çelik kelepçe şantajına boyun eğmeyeceğiz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan ihanet belgesini kabul etmeyeceğiz. Bu çözüm oyununun piyonu olmayacağız. İmralı ve Sarayın ortaklaşarak Meclise getirmeye çalıştığı yasanın hesabını Genel Kurul’da da, meydanlarda da tek tek soracağız! İktidarından muhalefetine, yenisinden eskisine, bütün çevrelerin teslim olduğu bölünme senaryosunu bozacağız. Bölücübaşını, terör örgütünü ve yandaşlarını normalleştirmeyeceğiz.”

“BU NESİL, TEPEDEN TIRNAĞA SİZİN ESERİNİZDİR VE ORTAYA ÇIKAN VAHİM SONUÇLAR, 25 YILDIR YAPTIKLARINIZIN AYNASIDIR”

Meclis gündemindeki suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeye yönelik de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, suçun elbette cezasının olacağını, failin çocuk olmasının mağdurun acısını azaltmayacağını kaydetti. İYİ Parti Lideri, fakat bu meselenin yalnızca ceza miktarlarını artırarak çözeceğini zannedenlerin sonucu konuşup, sebebi yine gizlediğini söyledi. İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, “Bir çocuk suç işlediğinde onun eyleminin korkunçluğunu konuşuruz. Fakat binlerce çocuk aynı anda çetelere, uyuşturucuya, silaha ve suç ekonomisine sürükleniyorsa, artık yalnızca çocukların suçunu değil, bu eğri düzenin, çocuklara karşı işlediği suçu da konuşmak zorundayız. O devlet, aileler yoksulluk altında ezilirken, o çocuk okuldan koptuğunda neredeydi? O devlet, uyuşturucu satıcısı okul kapılarına kamp kurduğunda, çeteler, çocuklara silah, para ve sahte itibar vaat ederken neredeydi? Kısaca, 25 yıldır devleti yönetenler, size soruyorum: Şehirleşmeyi, gençlik ve istihdam ve en önemlisi eğitim politikalarını yaparken aklınız neredeydi? Sizin iktidarınızda doğup, sizin iktidarınızda büyüdüler. Bu nesil, tepeden tırnağa sizin eserinizdir ve ortaya çıkan vahim sonuçlar, 25 yıldır yaptıklarınızın aynasıdır. Devlet, bir çocuğun karşısına ilk defa mahkeme salonunda çıkıyorsa zaten iş işten geçmiştir. Bu, ekonominin, eğitimin, ailenin, ahlakın, mahallenin ve toplumsal dayanışmanın birlikte zayıflamasının sonucudur. Üstelik çocuklarımızı içine çeken suç düzeni, mahallede türemiş birkaç çeteden ibaret değildir. Uyuşturucunun uluslararası sevkiyatından, şehirlerdeki dağıtımına kadar uzanan büyük bir suç ekonomisinin sonucudur” dedi.

Yemek Tarifleri deneme bonusu casino siteleri deneme bonusu veren siteler